Türk Tiyatrosunda tuluatın (doğaçlamanın) ve halk tiyatrosu geleneğinin en kutsal emaneti olan Kavuk, yüzyılı aşkın süredir sahnede güldürürken düşündüren ustaların başucunda el değiştiriyor.
Kavuk geleneğini başlatan ilk isimdir. II. Abdülhamit döneminde sahne alan Kel Hasan Efendi, İbiş tiplemesi ve hazırcevaplığı ile halkın sevgilisi olmuştur. Başındaki kavuk, tuluat sanatının gayriresmi tacı kabul edilmiştir.
Kel Hasan Efendi'nin yanında yetişen ve tuluat sanatını zirveye taşıyan İsmail Dümbüllü, ustasından aldığı bu emaneti bir ömür boyu şerefle taşımış ve "Dümbüllü Kavuğu" olarak anılmasını sağlamıştır.
İsmail Dümbüllü, 1968 yılında "Kanlı Nigar" oyununda izlediği Münir Özkul'a "Sen benden daha büyük bir ustasın" diyerek kavuğu devretmiştir. Bu devir, geleneksel tiyatrodan modern sinema ve tiyatroya geçişin köprüsü olmuştur.
Münir Özkul, kavuğu tam 21 yıl taşıdıktan sonra, zekası, kalemi ve kendine has tiyatro diliyle Türk tiyatrosunda devrim yaratan Ferhan Şensoy'a devretti. Şensoy, kavuğu en uzun süre (27 yıl) taşıyan usta oldu.
Ferhan Şensoy, Ses Tiyatrosu'nda düzenlenen görkemli bir törenle kavuğu, uzun yıllar sahnede omuz omuza oynadığı ustası Rasim Öztekin'e teslim etti. Rahmetli Öztekin, sağlık sorunları nedeniyle kavuğu bekletmek istemeyip genç bir isme devretme kararı aldı.
Kavuğun 6. ve günümüzdeki sahibidir. Rasim Öztekin, tiyatroya yatırımları, Baba Sahne'yi kurması ve bitmeyen sahne aşkı nedeniyle kavuğu Şevket Çoruh'a devretmiştir. Çoruh, "Bu emaneti her şeye rağmen tiyatro yapanlar adına alıyorum" sözleriyle tarihi bir güne imza atmıştır.